

Pembe bir esintiyle buluştu önce perde arasından, karaya çalan havadan ödünç aldığıymış meğer.O an'a kadar söylesende inanmazdıki hiçbir yürek.Masumca yüzüne, iliklerine vurdu önce dokunuşu. Belkide sadece merakta kalan bir istekti hepsi, Lakin adına yazılan senaryodaki rolünün.Kötü bir masaldan ibaretliğinin bedelini bilemezdi.Küçük hesapların, bir anlık sözlerin kulağına anlık gireceğini. Sonrası alay edercesine içinden sökerek isteneceğini de.Ilık meltemin rüyasına atıldı dört nala.Kendi gibi sandı her bir dilden düşen cümleyi.Boşaydı oysa.
İlk saatler yüzde tebessüm, kalpte hafif dalgalanmalar verdi tarifsiz, yalan seviş nedir, hiç duymamıştı ki yüreği.Adım-adım yaklaşıyor, pembe düşler boy salıyor, gitgide karabuluta teslimiyetini, alıştığını, farkına dahi varamıyordu ki yüreği.Pembe değil, karaydı bulutlar, esen yel.Herşey bir oyun sahnesiymiş.Ellerin kavuşması değil, yüreğin alev içinde tuttuşmasıydı.Oysa gözler sevgiyi değil, sadece içte kalmış, ihtirasın neferiymiş.
Hani sevmek herşeydi ?Hani onsuz yaşam?Hani her an özlemek ?Hani yan yana kalışı, mahçup gecelerde düşünmek ?
Yalan sevgi bu oyunun adı, artık biliyorum.Yalandan iççekişlerde rolünü iyi sunan bir aktör edasında.Ama çok kötü izlerle yarıda bırakış.Hatta her kelimede çamura batış-aldatış.Sonunda herşey nihayet bulur bu oyunda da.Sevgiyi çalmış, adına rol deyip sunarken kirletmiş, sahneyi bir zafer edasında terk etmiş, ardına bakmadan yeni oyunlara, yeni yürekleri katledişlere, yeniden kandırış, aldatışlara.
Bir ağlatır, bir kez daha belki,
Peki ya sonra ?Ağlattığı susar, ıraklarda gülümser elbet yine.
Bir gün, evet, bir gün, ağlatacağı pembe düşlü sahnesi kalmaz,
Oysa kaç yürek serper ruhuna sevgi damlası, onu el üstünde yüzdürür bilmez,
İster-alır-harcar-ağlatır-bırakır.Bir gün, ama bir gün, gerçekten sever, dili damağı kurur.Elleri boş, istenmiş-alınmış-harcanmış-bırakılmış,
Ağlayacak dermanı kalmayacak halde sahnesi kapanmış olur...